İçeriğe geç

Orjinal Suç ve Ceza kaç sayfa ?

Orjinal Suç ve Ceza Kaç Sayfa? Bir Genç İzmirli’nin Düşünce Dalgalarıyla Yola Çıkıyoruz!

İzmir’de, 25 yaşında, bir yanda hayatı biraz fazla ciddiye alıp içten içe kurallar koyan, diğer yanda ise tam tersi her şeyin komik tarafını arayan bir insanım. Ama bazen, bazı sorular var ki, kafanızı kurcalamaktan başka bir şeye yararları yok. İşte tam da bu noktada, “Orjinal Suç ve Ceza kaç sayfa?” sorusu beni öldürdü. Kafamda bu sorunun şekli ne kadar değişse de, bir yandan da “Dostum, benden büyük bir soru olamaz” diye düşündüm. Şimdi gelin, bu soruyu gündelik hayatla nasıl ilişkilendirebileceğimi ve bana ne anlama geldiğini sizinle birlikte keşfedelim.

Orjinal Suç ve Ceza: Sayfa Sayısı mı, Bir Yaşam Tarzı mı?

Şimdi düşünsenize, Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza”sını okumak, sadece sayfa sayısını öğrenmek mi? O kitap, sadece 600 sayfa mı? Yoksa içindeki felsefi derinlik, insan ruhunun karmaşası, toplumsal eleştiriler ile ilgili bin bir türlü derdi olan bir eser mi? Gelin bu soruyu başka bir açıdan ele alalım.

Geçen gün bir arkadaşım “Suç ve Ceza kaç sayfa?” diye sordu. (Evet, ben de öyle bir arkadaşım var.) “Tabii ya!” dedim, “Hadi bakalım, Dostoyevski bu kadar kolay mı olur, efsane kitapta kaç sayfa yazı yazmış diye bir göz atalım.” Ama işin garip tarafı şu: Yani ben bile okumadım, zaten her şeyi anladım! Her şeyin cevabı başkalarının ne söylediğinde gizlidir ya, ben de direkt bir Google araması yaptım. “Orjinal Suç ve Ceza kaç sayfa?” diye. Evet, sonunda, 600 sayfa gibi bir sonuçla karşılaştım. Ama bu kadar basit mi?

“Vay be, bir romanın sayfa sayısı bu kadar kolay hesaplanır mı?”

İç ses: “Hayır tabii, Dostoyevski bu kadar basit bir adam mı? Adam zaten sayfalarla mı konuşuyor? Her şey metaforik bir derinlikte!”

Ne Alaka? Bazen Her Şeyin Komik Tarafını Bulmak Zorundayız

İzmir sokaklarında arkadaşlarla bir araya geldiğimizde hep diyoruz, “Ya dostum, bence her şeyin komik bir tarafı var!” Tabii, bu lafı söylerken içimden “Evet ama her şeyin karanlık tarafı da var, dikkatli ol!” diye bağıran bir ses var. Ama neyse, biz yine komik tarafını bulmaya çalışıyoruz. Mesela, bazen bir yerde takıldığımda “Yok, yok bu kadar büyük bir soruya mantıklı bir cevap bulamayız” demektense, hemen espri yapıp “Bana, Dostoyevski’nin yazdığı her kelimenin anlamını sor, sayfa sayısını unut” diyorum.

Düşünsenize, Suç ve Ceza’nın karakteri Raskolnikov’a bir WhatsApp mesajı atıyorlar, diyorlar ki “Dostum, senin için hayatta en önemli şey ne?” Herkesin cevabı belli: “Daha fazla sayfa eklemek!” Gerçekten de, Dostoyevski bu romanı yazarken çok sayfa yazmak değil, insanın ruhunu çözümlemek istemişti. Ama biz, 600 sayfa sayfa sayıp duruyoruz! İşte bu, hayatta bazen kafa karıştırıcı olan şeylerden birisi.

“Gerçekten Dostoyevski’nin hayatını anlamak için mi sayfa sayıyoruz?”

Bir arkadaşım geçen gün bana, “Ya ama Suç ve Ceza’nın sonunda ne oldu?” diye sordu. Belli ki kitabı bitirmiş ama yine de anlamamış. “Dostum, ne oldu ya? Birçok şey oldu! Ama şu kadarını söyleyeyim: Raskolnikov kendi vicdanıyla yüzleşmeye başladı.” dediğimde, o sadece gözlerini devirdi. Bir yanda derin düşünceler, diğer yanda komik olaylar…

İç ses: “Yani, düşündüm de bazen herkesin hayatta büyük bir derdi oluyor, ama bazen o derdi küçük bir komiklikle halletmek çok daha mantıklı olabilir.”

Orjinal Suç ve Ceza Kaç Sayfa? Sorusu: Temposu Artan Bir Macera

Şimdi, tekrar başa dönelim. Orjinal Suç ve Ceza kaç sayfa? Bu soru, beni sadece bir dakika için kafa karıştırmakla kalmadı, aynı zamanda zaman içinde beni bir şekilde farklı bir noktaya da getirdi. Şöyle ki, düşünsenize, her gün bir yerde durup “Orjinal Suç ve Ceza kaç sayfa?” diye soracak olursak, her sayfada bir şeyler öğrenmeye başlarız. Zaten Dostoyevski’nin amacına da belki en yakın yol, bu kadar basit bir sorunun ardında yatan derin anlamda gizlidir. Yani sadece sayfa sayısı değil, okurken ne düşündüğünüz de önemlidir!

“Bunu düşündükçe kafam daha çok karışıyor ya!”

İç ses: “Aynen öyle! Ama işin asıl sırrı da burada. Dostoyevski’nin yazdığı her satırda biraz çile var. Ama aynı zamanda çok fazla espri de var! Tabii, biz belki bunları görmekte zorlanıyoruz, çünkü birisinin ‘sayfa sayısına’ odaklanması, tüm kitabın mesajını gözden kaçırmasına yol açıyor!”

Bir yanda insanların meyve suyu içerken, bir yanda ise Raskolnikov’un vicdan azabıyla boğuştuğu anı düşünmek… İşte bunlar hayatta karşılaştığımız ikilikler. Ama ne olursa olsun, bu ikiliklerin içindeki komik yanları bulmak zorundayız. Yani, Suç ve Ceza’nın sayfa sayısı önemli ama esas önemli olan, sayfalar arasında ne öğrendiğimiz!

Sonuç: Sayfa Sayısının Bir Önemi Var mı?

En sonunda, “Orjinal Suç ve Ceza kaç sayfa?” sorusunu sormak belki de hayatın asıl anlamını kaçırmak demektir. Gerçekten önemli olan, içeriğini anlamak, karakterlerin derinliklerine inmek, Raskolnikov’un korkuları ve umutlarıyla bir bağ kurmaktır. Sayfa sayısının bir anlamı yok, önemli olan bir sayfada ne kadar derinleşebildiğinizdir.

Benim gibi bazen bir kitap hakkında “Buna kesinlikle en az 600 sayfa yazılmıştır!” deyip hemen iç sesinizin size “Dostum, aslında önemli olan yazılmak istenenlerdir!” demesi de işte tam bu yüzden. Sayfa sayısı geçici, düşünceler ise kalıcıdır.

Ve son bir söz: Her şeyin komik bir tarafı olduğu gibi, bu yazı da kendi içinde bir komedi barındırıyor. 600 sayfa değil, bazen 5 sayfa da yeterli olabilir. Bu konuda Dostoyevski’nin ne düşündüğünü bir kez daha hatırlatmak istiyorum…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort Megapari deneme bonusu
Sitemap
elexbet güncel girişbetexper bahis