Giriş
Bazen bir ülkenin “ordusu var mı?” sorusu, sadece kurumun varlığıyla değil, var olup olmadığı kadar işleviyle de ilgilidir. Benzer bir merakla bakıyorum şu Lebanese Armed Forces (LAF) meselesine: Evet, resmi olarak bir ordu var ama gerçekten işlevsel mi? Ne kadar bağımsız, ne kadar güçlü ve ne kadar kontrol altında? Bu yazıda, LAF’ın varlığı kadar sınırlarını, eksiklerini ve tartışmalı yönlerini—somut verilerle ve gerçek dünyadan örneklerle—görmeye çalışacağım.
Lebanese Armed Forces var mı? Resmî görüntü
Evet, LAF resmi olarak var. Kuruluşu sonrası yapılan düzenlemeler ve devlet içindeki yeri bunun göstergesi. ([Vikipedi][1]) Örneğin, kadın erkek, farklı mezheplerden asker alımı ve bunun yanında üç ana kolu (kara, hava, deniz) olduğu bilgisi mevcut. ([Türkiye Today][2]) Ayrıca resmi sitede “şeref, fedakârlık, sadakat” (عزّ، تضحية، وفاء) gibi mottolarla yer alıyor. ([lebarmy.gov.lb][3]) Yani evet — “ordu var” denebilir.
Ancak… işlev ve gerçeklik arasında uçurum
1. Güç ve donanım eksikliği
LAF’ın varlığı kabul edilse de, ne kadar güçlü olduğu ciddi biçimde tartışmalı. GlobalSecurity şöyle diyor: “Ordunun kapasiteleri Hezbollah adlı milis grubunun gerisinde” diye. ([Küresel Güvenlik][4]) Ayrıca silah ve donanım listeleri eskiye dayanıyor; bazı kaynaklar “ekipmanlarının büyük kısmı hediye edilen ya da ikinci el” şeklinde yorum yapıyor. ([Vikipedi][5]) Bu, bir ordu için ciddi bir zayıf nokta.
2. Sivil otoritenin gölgesinde
Bir devlet ordusu değil de “devletin paralel gücü” gibi algılanan yapıların olduğu bir sistemde LAF da benzer bir ikilem içinde. Örneğin, “ailesinde silahlı grupların olduğu bir bölgede iş yapan bir vatandaş” hikâyesi üzerinden bakıldığında, askerlerin meşru otoritenin bir parçası olarak değil, bazen yalnızca “var olan bir güç” olarak algılandığı görülüyor. Medyada “ordunun yalnızca bir tarafı izlediği, çatışmaya doğrudan müdahil olmadığı” yönünde değerlendirmeler var. ([euronews][6]) Bu durum, ordunun rolünü zayıflatıyor.
3. Siyasi ve mezhepsel baskı
Lübnan’ın toplumsal yapısı mezhep temelli. Bu demek oluyor ki ordunun personel yapısı, atamaları ve operasyonları siyasi/mezhepsel baskılardan bağımsız değil. Bir raporda “askerdeki demografik değişim ve mezhep dengesi nedeniyle operatif esneklik daraldı” şeklinde ifade var. ([Alma Research and Education Center][7]) Bu, “military neutrality” açısından ciddi bir zaaf.
4. Egemenlik ve kontrol meselesi
Bir devlet ordusu için “ülke sınırlarında tek silahlı güç olma” iddiası vardır. LAF bu iddiayı ne kadar gerçekleştirebiliyor? Özellikle güney Lübnan’da United Nations Interim Force in Lebanon (UNIFIL) ve Hizbullah gibi aktörlerin varlığı bu soruyu beraberinde getiriyor. Örneğin: “LAF ve UNIFIL işbirliğiyle sınır devriyeleri yeniden başladı, ancak ayak izleri hâlâ sınırlı.” ([UNIFIL][8]) Bu durum, ordunun tam kontrol iddiasını gölgeliyor.
“Ordu var mı?” sorusuna net cevap
Evet: LAF var. Ama bu varlık, güç, kontrol ve işlev açısından eksiksiz değil. Bir “devlet ordusu” olarak ideal modelin çok altında kalıyor.
Resmî personeli ve yapısı var.
Ama donanım zayıf, finansman sorunlu.
Egemenlik iddiası kısmen gölgede, çünkü başka silahlı aktörlerle de rekabet halinde.
Mezhepsel ve siyasi baskılar altında operasyonel açıdan kısıtlı.
Bu da “vardır, ama etkisi sınırlıdır” sonucuna götürüyor.
Hikâye İle Renklendirme
Diyelim ki Beyrut’un kenar mahallesinde yaşayan Zaynab isimli genç bir kadın var. Onun eşi LAF’da asker. Zaynab şöyle diyor: “Eşim görevde ama bazen bölgeye hiçbir destek gelmiyor, yaralı askerler kendi yolunu buluyor.” Bu tür hikâyeler, resmi verilerle paralel; “ordu var ama sistemiyle değil, kişisel fedakârlıklarıyla ayakta”.
Bir başka hikâye: Yeni bir sınır bölgesinde yaşayan Hristiyan bir çift, LAF’ın devriye yaptığı bir sabah gördükleri araç eksikliğini not ediyor: “Karşı tarafta park etmiş kamyonlara bakınca içimiz mi rahat ediyor? Hayır.” Böyle bireysel gözlemler, “ordunun gölgesi geniş ama parlaklığı zayıf” izlenimi bırakıyor.
Kritik Provokasyonlar
Eğer bir ordunun tek göreviyse devletin silahlı tekelini sağlamaksa, neden Lübnan’da hâlâ silahlı gruplar fiiliyatta söz sahibi olmaya devam ediyor?
LAF, donanım ve finansman açısından yeterince desteklenmiyorsa, bu durumda “devlet ordusu” tanımı ne kadar geçerli?
Mezhepsel baskılar ve siyasi müdahaleler altında kalan bir ordunun, tarafsızca ülkenin tamamını koruma kapasitesi nasıl değerlendirilmeli?
Ve en rahatsız edici soru: Bu durumda halk için ne ifade ediyor? “Ordumuz var, güvence altındayız” diyebiliyor mu?
Sonuç
Lübnan ordusu resmî olarak var ama varlığının ötesinde “kontrol”, “etki”, “egemenlik” gibi hayati ölçütlerde sınırlılıklarla karşılaşıyor. Bu kurum, birçok Lübnanlının güven duyduğu nadir devlet aygıtlarından biri olsa da, kendi içinde tutarsızlıklar taşıyor. Devlette tek silahlı otorite gezegeni değil; başka aktörlerin nüfusu, sistem üzerindeki etkisi büyük. Bu nedenle “ordu” kelimesi burada tam karşılığını bulamıyor; daha çok “devletin silahlı kolu ama eksik bir kol” gibi.
Okuyucuya Sorular
Sizce bir ülkenin ordusu, devletin tüm silahlı gücünü elinde tutmadan “gerçek ordu” sayılabilir mi?
Lübnan özelinde, LAF’ın eksikleri mi yoksa varlığı mı daha önemli?
Kendi ülkelerinizde benzer “ordu ama zayıf” durumu gözlemlediniz mi?
Bu tür ülkelerde halkın güvenliği için “ordu varlığı” mı yoksa “ordu etkinliği” mi daha önemli?
Görüşlerinizi, düşüncelerinizi yazın; samimi bir tartışma başlatalım.
[1]: “Lebanese Armed Forces”
[2]: “Closer look at Lebanon’s military might amid Hezbollah-Israel conflict”
[3]: “الموقع الرسمي للجيش اللبناني | شرف، تضحية، وفاء”
[4]: “Lebanon – Lebanese Ground Forces – GlobalSecurity.org”
[5]: “List of equipment of the Lebanese Armed Forces – Wikipedia”
[6]: “Shadow soldiers: Does Lebanon have an army and why it is … – Euronews”
[7]: “Special Report – The Lebanese Army – israel-alma.org”
[8]: “UNIFIL and Lebanese Army resume patrolling together along Blue Line”